Yine Yeniden...
.
Selam dostlarım ve değerli meslektaşlarım,
2026 yılını girdiğimiz bu günlerde tekrar sizlere hitap etme fırsatı bulmanın mutluluğu içindeyim. Oldukça uzun zaman sonra kıymetli dostum Cem Alemdar Albayrak’ın sayesinde yine kendimi sizlere yazarken buldum. Ne diyelim, şükür kavuşturana…
Öncelikle beni ve birlikte aynı istikamete yürüdüğümüz birçok arkadaşımızı olduğu gibi bizi sosyal medyayla tanıştıran, buluşturan, daha doğrusu yüzme öğrensin diye suya atılan insanlar gibi bizi bir anda sosyal medya platformlarına atan Cem Alemdar’a buradan teşekkür ediyorum. 30’lu yıllarda başladığımız bu maceranın 50’li yaşlarımızda hala devam etmesi kuşkusuz onun hiç bitmeyen enerjisi ve heyecanı sayesindedir.
Değerli dostlar, yazma etkinliği elle değil gönülle oluyor. Konu birlik, beraberlik, barış, sevgi vs. olunca eller de ağız da gönlün birer uzantısı haline geliyor. İşte Cem Alemdar’ın kendisinden taşarak bize bulaşan pozitif enerjisi ve heyecanı bizi de diri tutuyor. Yeter dediğim çok noktada hayır yetmez, devam diyen kıymetli dostuma, abime sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. Hayretin de gayretin de baki olsun…
Sosyal medyanın hayatımıza girdiği ilk günlerde internet sitelerinde ve dergilerde çeşitli yazılar yazıyor, düşüncelerimizi, temennilerimizi meslektaşlarımızla paylaşmaya çalışıyorduk. “Duyarlıkapı” bu anlamda ilk göz ağrımız sayılır. Diğer mecralarda yazdıklarımızın aksine Duyarlıkapı kendimizi daha rahat ve tabiri yerindeyse evimizde gibi hissettiren bir platform olmuştu. CİPDER Paylaşım dergimizle aynı dönemde başlayan Duyarlıkapı, ilk kez sivil toplum gömleğini giydirdi bize. Daha sonra diğer sosyal paylaşım uygulamaları hızla yayıldı. Bu platformlar, uzun yıllar kapalı kapılar ardında kendi dertleriyle yoğrulan, kırık kolları kendi yenlerinde hapsolmuş bizlere çok iyi geldi. Sadece bir “memur” gibi değil, bu toplumda yaşayan, duyguları, düşünceleri, fikirleri olan; bunları makul, etik ve yasal çerçevede dile getirmeye hakkı olan bireyler olarak kendimizi ifade etme özgürlüğü kazandırdı bizlere. Tabi, barajın kapağı açılınca boşalan taşkın suları misali kendini tutamayan, topluluk önünde bocalayan acemi oyuncu gibi kötü niyet kastı olmasa da kendini ve bazen de teşkilatımızı kötü durumlara sokan arkadaşlar da olmadı değil.
Yıl 2026...Duyarlıkapı, Paylaşım dergisi ve diğerleri artık yok. Şimdi “Cezaevi Ajansı” var. Yeniden başlamıyoruz aslında, mola bitti yola devam modundayız. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Her şey değişiyor şüphesiz ama biz yine, yeni, yeniden değişen, farklılaşan sorunları konuşuyoruz. Geldiğimiz bu noktada başladığımız yerden çok da uzak olmadığımız aşikâr. Eski bir filmin adı gibi “Batı cephesinde yeni bir şey yok!”
İnsan olmanın gereği, iletişim kurma, kendimizi ifade etme uğraşımız hiç bitmiyor. Yeni bir mecrada sizlerle insan olma, insan kalma mücadelesinde yeniden buluştuk. Vira Bismillah.











0 Yorum