Onlar Gelirse Çözer
.
Cumhuriyet tarihi boyunca cezaevi personelinin, özellikle de infaz ve koruma memurlarının özlük hakları ve çalışma şartları hep tartışma konusu olagelmiştir. Ne var ki, henüz bu önemli sorunlara somut ve kalıcı bir çözüm üretilebilmiş değil.
Elbette bu çözümsüzlüğün birçok nedeni var. Bunlardan en önemli olanına burada dikkat çekmek istiyorum.
Cezaevi personelinin sorunlarını akademik düzeyde tespit eden, hukuki zemine oturtan, kapsamlı araştırmalara dayanan, çözüm önerileri sunan ve hatta kanun tasarısı haline getirilebilecek nitelikte bir çalışmanın olmaması…
Maalesef böyle bir çalışma ne geçmişte yapılmış ne de günümüzde yapılıyor. Üzücü olan şu ki, tek çözüm yolu olarak da sosyal medya görülüyor.
Oysa sosyal medyada gündeme getirilen konular, yapılan paylaşımlar ve atılan başlıklarla bu tür yapısal sorunların çözülemeyeceği ortadadır.
Toplum nezdinde ve devlet kurumları nezdinde yeterli gündemi oluşturmak ve kalıcı çözümler üretmek mümkün değil. Sosyal medyanın özelliği gereği bu mümkün değil. Ancak yine de sosyal medyada gündem olma ve sorunlara duyarlı olduğu izlenimi verme çabası birçoğunun ilk ve tek tercihi oluyor.
Onların gündemi ve paylaşımları da tıpkı zihinleri gibi sığ:
- Yaş tasnifine dayalı hastalıklı bakış.
- Kutuplaştıran “dost-hain” listeleri.
- “Bunlar çözemiyor, onlar gelirse çözer.” mantığına dayalı ayrıştırıcı söylem.
Bunlar, teşkilat içinde belirli noktaları işgal eden bazılarının, sosyal medya üzerinden yaydığı zehirli yaklaşımlardan sadece birkaçı.
Gerçek şu ki, bizde sorunlara, nedenlerine ve çözümlerine dair çalışmalar, tespitler, analizler, somut öneriler olması gerekir. Bu çalışmaların bir akademik çalışma titizliğiyle yapılması gerekiyor. Bunlar olmadan, sadece sosyal medya başlıkları ve hedefi belirsiz ama iğneleyici paylaşımlar üzerinden çözüm aramak beyhude bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, olsa olsa sahibinin nefsini okşar.
Hâl böyleyken cezaevi personelinin, özellikle de infaz ve koruma memurlarının özlük hakları ve çalışma şartları konusunda bir iyileştirme olabilmesi için iki önemli noktada mutabakata ihtiyaç olduğuna inanıyorum: Toplumla ve Maliye Bakanlığıyla…
Cezaevi personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda bu iki noktayla mutabakat sağlanırsa önemli bir adım atılmış olur. Ayrıca “6 Haziran” kadar yakın bir gelecekte beklenilen düzeyde bir iyileştirmenin olacağına ihtimal vermiyorum. Çünkü uzun yıllara sari sorunların bir günde çözüme kavuşturulması hem sorunların yoğunluğu hem çözüme dair mutabakatın olmaması hem de mali yönünün ağır basması nedeniyle pek mümkün görünmüyor.
Tüm bu zorluklara rağmen Sayın Bakan’ın bu sorunu çözmek için gösterdiği çaba ve arayış takdir edilecek düzeydedir. Eğer bu konuda başarılı olursa, hiç şüphesiz tarihe geçecektir.
Burada bize düşen, yapay gündemlerle ve birbirimizle uğraşmayı bir kenara bırakıp, ayağı yere basan, gerçekçi söylemler ve kalıcı çözümler üretmektir.Kalıcı çözümleri sosyal medya arama yerine sivil toplum örgütleri ile aramalıyız.Bu bağlamda
Mevcut sivil toplum örgütlerimizi güçlendirmeli, yenilerini kurmalı; derneklerimizi bir federasyon çatısı altında buluşturmalı, çalışma grupları oluşturmalıyız. Sendika hayalleriyle zaman kaybetmek yerine, hemen bugün somut adımlar atmalıyız. Herkes elini taşın altına koymalı ve işin başına geçmelidir.Gerçekçi çözümler üzerinden yürümeli
Unutmamak lazım ki, hiçbir sorunumuz “Onlar gelirse çözer!” söyleminin kendisi kadar basit değil.











0 Yorum