Lojman Sorunu

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in, göreve başladığı gün adalet camiasının sorunlarına çözüm olacak çalışmaların başlatılacağı mesajını vermesi, teşkilatta ciddi bir beklenti oluşturdu. 

Bu çalışmaların hangi oranda beklentiyi karşılayacak şekilde sonuçlanacağını bilemiyoruz. Çünkü işin maliye/maddi boyutuvar, bütçeye getireceği yük var. Kamu dengesini koruma şartı var.

Ancak mali bir düzenleme gerektirmeden iyileştirilmesi mümkün olan birçok sorun olduğu da bir gerçek. Adalet personelinin çalışma koşullarını iyileştirmek, mesleki yetkinlikleri artırmak, motivasyonunu artırmak, aidiyet bilincini güçlendirmek, uygulama birliğini sağlamak vb. birçok çalışmayı mali ve yasal bir düzenleme yapmadan sonuçlandırmak mümkün.

Bunun için öncelikle bir irade oluşması gerekiyor. ArdındanBakanlığın ve Genel Müdürlüğün bürokratik katmanlarını aşan bir yaklaşımla taşranın nabzını tutabilmek gerekiyor. Bütün ara katmanları aşan bir gözlem ve saha araştırması yapmak gerekiyor. 

Böyle bir çalışma yapılabilirse, Ankara’dan görülmeyen birçok sorun ve taşra için önemli olan birçok mesele basit müdahalelerle çözüme kavuşturulabilecektir.

Mesela, lojman sorunu…

Biliyoruz ki, yeni lojman yapmak, satın almak yani lojman sayısını artırmak pek mümkün değil. Ancak mevcut lojmanların hak eden personele verilmesini sağlamak pekâlâ mümkün. 

“Hak” olanı, hakkaniyete uygun hâle getirmek mümkün…

Örneğin; ben yirmi yıllık kıdeme sahip olan bir personelim. Kendime ait bir evim var. Lojman başvurusu yapıyorum, sıralama yapılıyor ve kıdem avantajıyla bana lojman tahsisi yapılıyor. 

Ancak mesleğe yeni başlayan, yirmili yaşlarda olan ve 60-65 bin lira maaş alan bir mesai arkadaşım sıralamaya giremediği için lojmanda oturamıyor. 

Burada sorun ne diyeceksiniz! Sorun şu…

Ben mevcut evimi 30 bin liraya kiraya verip lojmana geçiyorum. Aldığım 30 bin lira kira gelirine, lojmanda oturmanın verdiği avantajla bir o kadar daha ekleyip beş yıl içerisinde ikinci evimi alıyorum.

Oysa mesleğe yeni başlayan, kendine ait evi olmayan, evlenme planı yapan, düğün masrafları için birikim yapan, askerliğe hazırlanan genç memur arkadaşım; aldığı maaşın yarısını kiraya veriyor. Artık ülkemizin hangi şehri/ilçesi olursa olsun, 25-30 bin liradan aşağı ev kiralayabilmek mümkün değil. Dolayısıyla gençlerimiz, birçok planını/hayalini ertelemek zorunda kalıyor.

Oysa bu arada 20-30 yıllık kıdeme sahip olanlar, hatta emeklilik planları yapanlar, lojmanda oturmanın avantajıyla ikinci-üçüncü evi almanın hayalini çoktan gerçekleştirmiş oluyor. 

Bu sistem adil mi? “Hak” deyip geçmek meseleyi ortadan kaldırıyor mu? Bana hiç adil gelmiyor.

Lojman tahsisinde öncelik, evli genç personele verilmeli. Bir bekar çalışan, 120-130 metrekarelik lojmanda tek başına otururken; evli, çocuk büyütmeye/okutmaya çalışan, düğün borcu ödeyen personelin maaşının yarısını/üçte birini kiraya vermesi adil değil. 

Meseleyi “hak” ile açıklayamayız. Bu nedenle lojman tahsisi konusunda ivedilikle bir düzenleme yapılması gerekiyor.

Devlet olarak “aile” kurumunu ayakta tutmaya çalışırken, evliliği ve çocuk sayısını artırmayı teşvik ederken, aile olmaya/kurmaya çalışan genç personele öncelik vermek pekâlâ mümkün.

Ayrıca yüksek kira sorunu çözülene kadar, görev tahsisli olanlar hariç, aynı şehirde kendisine ve eşine ait konutu olanlara lojman verilmesi uygulamasından da vazgeçilmeli.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!